Dispatches #2 Bir Kurum Nasıl Ortaya Çıkar? Koşulları Şekillendirmek Üzerine Sahadan Notlar
Gate 27 periyodik bültenimiz için hazırladığımız “Dispatches” serimizin ikinci bölümünde Kurucumuz Melisa Sabancı Tapan’ın Yunanistan’daki Hydra Adası’na yaptığı ziyarete ilişkin notlarını sizlerle paylaşıyoruz.
Bir Kurum Nasıl Ortaya Çıkar?
Koşulları Şekilendirmek Üzerine Sahadan Notlar
Bölüm I — Güven
Hüseyin Çağlayan’dan Tracey Emin’e kadar uzanan bir sanatçı seçkisinin eserleri neden tek bir insana güvenilerek, neme, ısıya ve sigorta şirketlerine göre “hasarsız bir şekilde Hydra adasına ulaşması imkânsız” koşullara rağmen bir Yunan adasındaki ufak bir okulda sergilenmesi için bu denli çaba harcanmış? Ya da şöyle sorayım: Dimtrios Antonitsis neden 30 yıl boyunca global erişimini ve enerjisini ekonomik bir başarıya odaklamak yerine kendini risk yoğun bir ekosistem inşasına adamış? Düşünün ki dünyanın en değerli moda tasarımcılarından biri olan Hüseyin Çağlayan’ın eserinin kaderi, müze seviyesi güvenlik önlemlerine değil, küçük bir Yunan adasındaki genç bir insanın cebindeki anahtara emanet.
Hydra adasını ya Jeff Koons’un DESTE Foundation’daki eseri ya da Leonard Cohen’in ziyaretlerinden dolayı duymuş olabilirsiniz. Sokaklarında hayvanların huzurla dolaşabildiği bu küçük adaya gidişime çeşitli koşullar vesile oldu: Hydra Art Walks, DESTE Foundation, otellerin içindeki galeriler, emekle ve sevgiyle yapılan işlere duyduğum ilgi..
Bir süredir Bilbao’daki Guggenheim Müzesi modelinin alternatiflerinin nasıl oluşturulabileceği üzerine düşünüyorum. Bunun başarıya ulaşan tek kültürel kalkınma modeli olup olmadığını sorguluyorum. Büyük binalar, yıldız mimarlar ve kamusal yatırım yerine göz önünde olmayan coğrafyalarda güven ortamı oluşturarak, hem yerel hem de küresel (glocal) ve yavaş üretim modelleri ekseninde kurulabilecek bir başka kalkınma modelinin nasıl mümkün olabileceğini, bulunulan yerin kimliğini bozmadan yaratıcı ağların nasıl bir parçası olunabileceğine dair merak duyuyorum.
Adayı ziyaret ederken de zihnimde bu düşünceler vardı. Fakat bir küratör, sanatçı ve eleştirmen olan Dimitrios Antonitsis, kurucusu olduğu Hydra Art School Projects ile bana bir sürpriz yapacağını tahmin etmiyordum. Hydra Art School Projects, 30 yıl önce, hâlâ sıkı sıkıya bağlı olduğu önemli bir vizyonu bilinçli olarak hayata geçirmiş ve dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçıların bu küçük ada ile tekrar tekrar ilişki kurmalarının önünü açmış. Kulaktan kulağa yayılan bu güven ağı, coğrafyanın ritmini bozmadan, ona saygı duyarak, yavaş küreseli yerelin içine davet etmiş.
Bu durum hem zihnimdeki sorulara bir cevap veriyor hem de bir kurumun değişimin nasıl bir parçası olduğunu; yaratılan etkinin temelini kürselleşmekten değil, bulunduğu bağlamı derinleştirmekten aldığını gösteriyordu. Böylece zihnimde yeni sorular ardı ardına ortaya çıktı: Sınırlı kaynaklara rağmen bir yerin uluslararası yaratıcı üretim ağının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesini hangi koşullar sağlardı? Güven mi? Süreklilik mi? Küratöryel kararlılık mı? Yerelin ritmine saygı mı? Yoksa 30 yıl boyunca aynı fikre sadık kalabilmek mi? Belki de Dimitrios’un asıl işi sergi düzenlemek değildi. Otuz yıl boyunca insanların eserlerini, zamanlarını ve itibarlarını emanet edebilecekleri bir güven zemini inşa etmekti. İşte bu nedenle Hydra Art School Projects deneyiminin ve Dimitrios Antonitsis’in bakış açısının zihnimi kurcalayan soruların cevabına yaklaştırdığını hissediyorum.
Hydra’dan dönerken aklımda kalan şey eserlerden çok koşullar oldu. Çünkü uzun zamandır Gate 27’de üzerine çalıştığımız şeylerden biri de bu. Kurulduğu günden beri Gate 27’de farklı bilgi biçimlerinin ve üretim pratiklerinin karşılaşacabileceği koşulları tasarlamaya çalışıyoruz. Kültürlerarası diyaloğa çok katmanlı araçlar sağlayabilmeyi ve bu örüntüleri paylaşabilmeyi çok değerli buluyor ve önemsiyoruz. Dolayısıyla sonuçtan çok sürece yatırım yapan, alışılmış modellerin dışına çıkan girişimlere destek veriyor ve bunları sizinle mutlulukla paylaşıyoruz.
Umarım Hydra’nın bende yarattığı hislerin bir kısmını sizlere iletebilmişimdir.







